AİLE KOÇLUĞU

Toplumların çekirdeğini ailelerin oluşturduğu bilinmektedir. En küçük sosyal topluluk olan aileler; aslında toplumların ana karakterlerini ve kültürlerini oluşturmaktadır. Aile kavramı hemen hemen tüm toplumlarda bireyin karakter, amaç ve hayata bakış açısının oluşumunda birinci faktördür. Geçmişten günümüze aile kavramları ciddi bir değişim döngüsüne geçip, geniş jenerasyonlardan çıkıp daha dar bir yapıya bürünmeye başlamıştır. İşte bu değişim bazı değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. Önceden tek bir çatı altında birkaç neslin bir arada yaşadığı dönemden sıyrılıp sadece eş ve çocukların oluşturduğu hatta daha da ileri boyutta sadece eşlerin oluşturduğu minyatür bir  düzen ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bu değişimle birlikte değer yargıları ve buna bağlı olarak davranışlar da şekil değiştirmiştir. İşte bu döngü aile içinde yeni sorunlar doğurmaya başlamıştır. Geniş tabanlı aile yapılarında maddi ve manevi ortak alanların fazlalığı sebebiyle paylaşım olgusunun daha gelişmiş olduğu aşikardır. Bununla birlikte dayanışma, fedakarlık ve saygı gibi değerler de en az paylaşım kadar ilerlemiştir. Bu da en genç neslin bir sonraki hayat akışında aynı değerleri uygulayarak yaşaması manevi anlamda donanımlı bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Zamanla geniş tabanlı ailelerden dar aile sistemine geçilmesi bu manevi değerlerinde azalmasına ve daha çok şahsi ve egosal duyguların artmasına sebep olabildiği söylenebilir.

Aile koçluğu; çekirdek ailelerdeki anne, baba ve çocuk üçlüsünün birbirleri ile olan iletişimde manevi değer yargılarını yükseltmek maddeden çok mana kısmında daha fazla donanımlı olmalarını sağlamak; toplumun en küçük yapı taşında ben duygusundan ziyade biz duygusunu geliştirerek paylaşım, fedakarlık, saygı ve sevgi değerlerini temel almasını ve nesillerin bu duyguları en küçük yapıdan en büyüğe doğru ilerlemesini amaçlar.